• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ali.gulhan.58
  • https://plus.google.com/105781278635982310194/posts
  • https://www.twitter.com/ali69gulhan
ali gulhan

Dırar Mescidi

Dırar Mescidi     

 

lbn Kesir'in, Katâde, Said bin Cübeyr, Urve ve ötekilerden nak­lettiğine göre, Medine'de Hazrec kabilesinden «Ebû Âmir Rahib» isminde bir kişi vardı. Câhiliyye döneminde hrlstiyan olmuştu. (Haz-recliler arasında da çok sayılan biriydi).

Resûlullah (s.a.v.) Medine'ye gelip, müslumanları toparlayınca, İslâm'ın sesi yükselmişti. Ebû Âmir bunun karşısında baklayı çı­kardı ve Resûlullah'a karşı düşmanlığını açığa vurdu. Önce Mek­ke'ye kaçıp Kureyş müşriklerine sığındı, onları müslünıanlarla sa­vaşmaya da'vet etti. Ama baktı ki, İslâm sürekli gelişip yayılıyor, bu sefer de Bizans'a sığınıp Herakliyus'u yardıma çağırdı. O da, Resûlullah'a karşı ona yardım sözü verdi. Ebû Âmir orada kaldı ama Medine'deki dostlarına, münafıklara mektup yazarak Herakli-yus'un kendine verdiği sözü iletti. Aynı zamanda geldiğinde kendi­sine tahsis edecekleri bir mekân hazırlamalarını, yâni bir nev'i ir­tibat bürosu kurmalarını, bundan böyle orada görüşebileceklerini tavsiye etti. Onlar da Küba mescidi yanına bir başka mescid yap­maya kalktılar. Nitekim de Resûlullah (s.a.v.) henüz Tebük sefe­rine çıkmadan yapıyı tamamlayıp bitirdiler. Aynı zamanda Resû­lullah'a gelerek o mescidlerine da'vet ettiler. Orada namaz kılmakla onların mescidinde namaz kılınabileceğini isbat etmek istediler. Ay­nı zamanda bu mescidi soğuk gecelerde zayıf ve yaşlılar namaz kılması için inşâ ettiklerini bildirdiler. Ama Allah onu orada na­maz kılmaktan korudu ve onlara şöyle cevab verdi: «Şu an biz se­fer hazırlığındayız, inşâallah dönüşte...» Oraya bir veya yarım günlük mesafe kala Cebrail indi. Mescid-i Dırar'ın durumunu bil­dirdi. Mü'min cemâati bölmek için hangi kâfirliğin döndüğünü ha­ber verdi. Resûlullah da, adamlar gönderip yıktırdı, yerle bir et­tirdi[150].

Bunun üzerine inen âyetler şöyleydi: «O mescidi, mü'minleri bölmek, kendi küfürlerini desteklemek, daha önce Allah ve Resulü­ne savaş açana yardım etmek için mescid edindiler. îyi niyetli olduk­larına da yemin edebilirler. Ama Allah şahid ki bunlar yalancıdır­lar. Sen orada asla namaz kılma. İlk gün takva üzere kurulan mescid namaza daha lâyıktır. Ki orada temizliği isteyen kimseler vardır. Al­lah da temizleri sever». Cenâb-ı Hakk'ın kavlindeki «Dırar» sözü ise o mescidi Küba mescidine karşı şer niyetiyle yaptıklarını anlatır.

Yine «O ilk günde takva üzere yapılan mescid» kavl-i şerifi de Kü­ba mescidini bildirir. [151]

 

Dersler Ve İbretler

 

Bu mescid olayı, artık münafıkların Resûlullah'a ve onun sa­habeleri olan gerçek müslümanlara karşı girişe geldikleri tuzak­ların zirvesini ifade eder. Halbuki bu sefer artık mes'ele sadece ni­fakla da kalmamış, müslümanlara karşı açıkça bir suikast gö­rünümüne varmıştı. Bunun için de artık Resûlullah bunları bilme-mezlikten gelemezdi. Şimdi artık yeni bir tavırla davranacaktı. Ce-nâb-ı Hak vahy ile ona durumu ve tavrı işaret buyurdu. Bu artık münafıkların gerçek yüzünün anlatılması, öteden beri kullandıkları maskenin sıyrilmasıydı. Sonucu da o meşhur yapının yerle bir edi­lip mescid diye yutturmaya çalıştıkları hiyle evinin yıkılması ola­caktı... Çünkü onlar burasını sırf nifaklarını tezgâhlamak için bir gözetlemek, müslümanlara karşı tuzaklarını düzenlemek için bir me­kân olarak yapmış, müslümanları bölmek için vasıta diye düşün­müşlerdi.

Münafıkların bu son hiylesinin hikâyesi daha önce zikri geçen nifak olaylarıyla birlikte bize onlar hakkındaki îslâm şeriatının hük­münü tam bir demet halinde sunmaktadır.

Yâni onlar, dünyada dinden göstermelik olarak ve inanmadık­ları halde yalandan takındıkları zevahiriyle muamele görürler. Ama iç âlemleri Allah'a havale edilip, hükmü âhirete bırakılır. Yine on­lardan, müslümanlara karşı sâdır olan, hiyle ve suikastlar, nasslara bağlı olarak suçlarınca karşılık görür. Nitekim de hiyle ile bina et­tikleri herşey tahrib edilip silinmiştir.

Zaten ResûluIIah'ın onlar hakkındaki bütün tutum ve uygula­maları buna işaret ettiği gibi, ulemanın ciddi araştırma sonucu onun işaret ettiği usulde birleştikleri de ikinci bir kesin delildir. Şimdi münafıkların bu gizli tuzaklarının ilk adımım biçim ve vasıtalarıy­la iyi düşününce göreceksiniz ki; her asır ve tarihte nifak tabiatı aynıdır. Münafıkların kullandığı ve istismar ettiği vasıta edindiği şeyler de değişmiyor. Onlar hep alçaklık ve korkaklık, âdi hiyleler, aydınlığa kapalı ve hep karanlık işler peşindedir. Ve onlar bu yüz­den, hep emperyalistlerin ayaklarına secde edegelmislerdir. Böy­lece kendi ülkelerinde müslünt&nlara galip gelmek için onlardan İs-timdad etmektedirler. Öyle ki kendi milletlerinden olan mü'min-Iere, müslümanlara rastladı mı müslümanlık tavrına bürünür, hattâ onun icablannı da yapar görünürler. Hattâ halkı dine teşvik bile ettikleri olur. Ama b'r fırsat bulup da dinin gerçeklerinden birinde yoruma elverir bir yön bulduklarını, ya da o dinin da'vetçilerine sal­dırmalarına bir yol buldular mi; hemen ilân ederler ki, onun esasr larını ortaya çıkarmak, ya da düşmanlarından hâinlere karşı eyleme geçmektedirler (!)

Bütün bunlardan sonra deriz ki; Resûlullah'ın bu uygulaması bize içinde Allah ve Resulüne karşı âsi olunan her günah mahalli yakılır, yıkılır ve bu mahallerin esas maksadı halkın nazarında iyi ve hoş yerlerle gizlense de aynı muameleyi görür.

Resûlullah (s.a.v.)'m uygulaması bu olunca, (Dırar Mescidi'ne karşı) artık, açık ve alenen Allah'a ısyân için kurulmuş fuhuş ve günah yuvaları hakkında tutumun ne olmalıdır? Hz. Ömer (r.a.î'in içinde içki satılan bir köyü toptan yıktırdığı bir gerçek. Yine «Fü-veysık» diye nükte yaptığı, Rüveysid es-Sakafi'nin dükkânını da yakmıştır. Ve bunda da ulemanın herhangi bir ihtilâfı mevcut de­ğildir[152].



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
974 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın