• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ali.gulhan.58
  • https://plus.google.com/105781278635982310194/posts
  • https://www.twitter.com/ali69gulhan
ali gulhan

İslâm Devlet Sistemi’nin dayanakları-II

İslâm Devlet Sistemi’nin dayanakları-II

Kur’an-ı Kerim’de Allah-ü Teâlâ’nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü, kudretini ve hâkimiyetini anlatan onlarca ayet mevcuttur. Allah-ü Teâlâ, hâkimiyetin kendisinde olduğunu dâima hatırlatmakta, yarattığı kâinatın mükemmelliğinden bahsetmekte, ibret almamız gerektiğini defaatle ikaz etmektedir. Allah-ü Teâlâ’nın kâinatın yaratıcısı, hâkimi ve düzen koyucusu olduğu; koyduğu düzeni de kusursuzca yürüttüğü inkâr edilemez bir hakikattir. Zira ilmi tekâmül, kâinatın nizam ve intizam içinde hareketini anlamaya medardır.

Kâinatın yaratılışında hiçbir eksiklik olmadığı Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uygumsuzluk (eksiklik) göremezsin. Bir kere bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?” (Mülk, 3).

Bu bakımdan İslâm dini, kültürel, siyasal, ekonomik ve hukuksal alanlara ilişkin düzenlemeler getirmiş; sosyal yaşamın her alanını, her aşamasını kontrol altında tutan bir din olarak ortaya çıkmıştır. İslâm’ın bu bütüncül yapısı, onun sadece bir din olmadığı, kültürel ve toplumsal yapıyı düzenlediğini, hayatın her alanına müdahil olduğunu ve siyasal bir düzen (sistem) önerdiğini göstermektedir. İslâm’ın temel referansı “tevhit”tir ve Yaratıcı’nın hayatın her alanında hâkimiyetini öngörür. Tevhid, Allah’ın birliğini ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de Allah-ü Teâlâ’nın gerek yaratmada gerekse yönetmede eşsiz olduğunu beyanla “Deki o Allah birdir…”, “İlahınız bir tek Allah’tır” denilmekte, başka bir ayette de, “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir” (Enbiya, 22) buyrularak âlem (evren) bir bütün olarak ele alınmaktadır.

“Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (herşeyden) hakkıyla haberdardır” (Mülk, 14) ayetinde Allah-ü Teâlâ’nın herşeyin en iyisini bildiği, herşeyin en gizli halini bildiği ve ilminin bütün âlemi kuşattığı anlatılmaktadır. “Allah’ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” (İnsan/Dehr, 30) ayet-i kerimesi Allah-ü Teâlâ’nın bütün âlemi ihata ettiğini, sadece dinî hayata değil, hayatın tümüne müdahil olduğunu ve bu alanlara da tıpkı âleme nizam verdiği gibi nizam verdiğini gösterir.

Yaratıcının hâkimiyeti ve hüküm koyma yetkisi Kur’an-ı Kerim’de “… O hüküm verenlerin en hayırlısıdır” (A’raf, 87), “Göklerin ve yerin mülkü (eğemenliği, yönetimi) Allah’ındır; dönüş de ancak O’nadır” (Nur, 42) ayetlerinde de anlatılmaktadır.

Allah-ü Teâlâ, hâkimiyetini tanımayan ve re’yine göre devlet modeli inşa etmek isteyenleri şöyle uyarmaktadır: “Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır” (Mâide, 40). Allah-ü Teâlâ, kendisinden başka hiçbir otoriteyi kabul etmediğini “O, hükümranlığına (otoritesine) hiçbir kimseyi ortak etmez” (Kehf, 26) ayetiyle ihtar etmektedir. Allah-ü Teâlâ, hâkimiyetini tesis için güçlü olduğunu da belirterek şöyle buyurmaktadır: “…Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür” (Mücâdele, 21), “Yerlerin ve göklerin orduları Allah’ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir” (Fetih, 7).

İslâm’daki Allah-ü Teâlâ’nın hâkimiyetini öngören “İslâm Devlet Sistemi/Modeli”nin aksine, aklı merkeze alan sekülerler ve dinde reformistler, vahyin kontrolündeki bir devletin olmayacağı tezini öne sürerken, Aristoteles’in, Anccillon’un, Rousseau’nun, Hobbes’in, Locke’nin, Fichte’nin, Hegel’in ve Schelling’in kuramlarına, devletin var olması gerektiğine dair tezlerine itiraz edemezler. Aynı clique (klik), John Locke’nin “Nerede kanun yoksa orada özgürlük yoktur” ve Thomas Hobbs’un “devlet olmazsa kaos ortaya çıkar” görüşlerini çok ulvi sözlermiş gibi tılsımlı bir edayla haykırmaktan da geri durmazlar.

Batıda Reform ve Rönesans’la başlayan ve Sekülerleşme’yle zirveye ulaşan ve vahyin kontrolünde değil, aklın kontrolündeki devlet modeli yıkılmaya mahkûmdur. Zira Kur’an-ı Kerim’de “Allah, ‘Andolsun ki Ben ve Peygamberlerim üstün geleceğiz’ diye (levh-i mahfuzda) yazmıştır. Doğrusu Allah, kuvvetlidir, güçlüdür” (Mücâdele, 21) buyurmaktadır. Bu arızi fetret dönemi elbette bitecek ve İslâm Devlet Sistemi bir gün tekrar hâkim olacaktır.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
27 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın