• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ali.gulhan.58
  • https://plus.google.com/105781278635982310194/posts
  • https://www.twitter.com/ali69gulhan
ali gulhan

YOLCULUK EDEPLERİ BÖLÜMÜ

YOLCULUK EDEPLERİ BÖLÜMÜ

 

166) Perşembe Günü Erkenden Yolculuğa Çıkmak

 

958. Kâ’b İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Tebük Gazvesi’ne perşembe günü çıktı. Zaten Hz. Peygamber genellikle perşembe günü yolculuğa çıkmayı severdi.[1]

 

Sahîhayn’daki bir rivayet şöyledir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, perşembe günü dışında yolculuğa çıktığı pek nâdirdir.[2]

 

959. Sahâbî Sahr İbni Vedâa el–Gâmidî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allahım! Ümmetimin erkenciliğini bereketli kıl” diye dua etmiştir.

Râvi (Sahr) diyor ki; Peygamber aleyhisselâm, seriyye veya ordu gönderdiği zaman, sabahleyin erkenden gönderirdi.

Tüccardan olan Sahr da, ticaret mal ve kervanlarını sabah erkenden yola çıkarırdı. Bu sebeple malı çoğaldı, zengin oldu.[3]

 

* Sünnete uymak bereket ve zenginlik vesilesidir. Helal kazanç ve bereket isteyenler mesailerine dikkat etmelidirler. Kazanç ve kalkınma ve ileri gitmenin temel ilkelerinden biri de erken işe başlamaktır. [4]


 


[1] Buhârî, Cihâd 103.

[2] Buhârî, Cihâd 103, Ebû Dâvûd, Cihâd 77.

[3] Ebû Dâvûd, Cihâd 78; Tirmizî, Büyû’ 6. Ayrıca bk. İbni Mâce, Ticârât 41.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 285.

167) Yalnız Yolculuk Yapmamak (Yolculuğa Çıkacak Olanın Arkadaş Araması Ve Aralarından Birini İtaat Etmek Üzere Başkan Seçmeleri)

 

960. İbni Ömer radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Eğer insanlar, yalnız başına yolculuk yapmakta ne sakıncalar olduğunu benim kadar bilselerdi, hiç bir binek sahibi (yolcu) gece yolculuğuna yalnız çıkmazdı.”[1]

 

961. Amr İbni Şuayb’ın babası yoluyla dedesinden rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir yolcu bir şeytan, iki yolcu iki şeytan sayılır. Üç yolcu ise, kâfiledir.”[2]

 

* Yolcular üç kişi olunca şeytanın yanlış yönlendirmesinden uzak kalırlar. İstişare ile işlerini hallederler. Tek kişi ve iki kişi de bu istişare işi mümkün olmayabilir. [3]

 

962. Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Üç kişi yolculuğa çıkarlarsa, aralarından birini başkan seçsinler!”[4]

 

* Hayatın her cephesinde cemaat olmaya bakmak gerekir ki küçük cemaatlerden en büyük İslam cemaati oluşabilsin. [5]

 

963. İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“(Yolculukta) arkadaşların en iyisi dört kişiden oluşandır. Askerî birliklerin en iyisi dört yüz kişilik olandır. Orduların en iyisi ise dört bin kişiden meydana gelendir. Mevcudu on iki bine ulaşan ordunun mağlûp olması sayı azlığından değil başka sebeplerdendir.”[6]

 

* Yolculukta her ihtiyacın en güzel şekilde görülmesi ancak dört kişiyle daha muntazam olduğu için yolculukta dört kişi en ideal sayıdır.

Dört yüz kişilik askeri birlikler de en ideal olandır. İslam tarihi tetkik edilirse bu rakamla yapılan savaşların neticeleri meydandadır. On iki bin kişiden oluşan orduya hiçbir gücün karşı gelmeyeceği de bir mucize olarak bildirilmiştir. Böyle bir ordu mağlup olursa sayıda değil başka unsurlarda mağlubiyeti sebeplerini araştırmalıdır. Tevbe: 9/25’de Huneyn gazvesi anlatılırken bu husus anlatılmıştır. [7]


 


[1] Buhârî, Cihâd 135. Ayrıca bk. Tirmizî, Cihâd 4; İbni Mâce, Edeb 45.

[2] Ebû Dâvûd, Cihâd 79; Tirmizî, Cihâd 4.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 285.

[4] Ebû Dâvûd, Cihâd 80.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.

[6] Ebû Dâvûd, Cihâd 83; Tirmizî, Siyer 7. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cihâd 25.

[7] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.

168) Yürüyerek Yolculuk Yapmak, Konaklamak

(Yolculukta Yürüme, Konaklama, Gece Yatıp Uyuma Kuralları… Gece Yürümenin, Hayvanlara Yumuşak Davranmanın, Haklarını Gözetmenin Ve Bu Konuda Kusurlu Davrananları Uyarmanın Güzelliği, Eğer Hayvan Taşıyabilecekse, Terkisine Adam Almanın Câiz Olduğu)

 

964. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Otu bol yerlerde yolculuk yaptığınız zaman, otlardan istifade etmeleri için develere imkân verin. Çorak ve otsuz yerlerde yolculuk ederseniz, takattan düşmeden gidilecek yere varmaları için develeri sür’atlice sürün. Gece mola verip yatacağınız zaman yoldan ayrılıp bir kenara çekilin. Zira yol hayvanların geçeceği ve böceklerin geceleyeceği yerdir.”[1]

 

* Yollar asırlar öncesi motorlu taşıtlara değil hayvanlara aitti. Bu sebeple sulak ve otlaklı yerlerden geçerken onlara fırsat tanımak kurak yerlerde ise hızla geçmek tavsiye ediliyor. Geceleri mola verilirse yollarda değil, yollardan uzak yerlerde gecelemek uygun olur. Çünkü yollar geceleyin yırtıcı hayvanların ve haşeratların geçtiği yerlerdir. Çünkü yolda geçen kafilelerden düşen yiyecek kırıntıları ve hayvan pisliklerini yiyerek karınlarını doyururlar. Hem onlara mani olmamak hem de onlardan zarar görmemek için yollar üzerine değil kenarlarda konaklamak uygun görülmüştür. Bu günkü trafik kurallarında da yaklaşık aynı kaideler geçerlidir. [2]

 

965. Ebû Katâde radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuğa çıkar da geceleyin konaklayacak olursa, sağ yanının üzerine yatardı. Sabaha karşı mola verirse, sağ dirseğini diker, (bileğini büküp) başını avucunun içine alırdı.[3]

 

* Sahabi her zaman Rasûlullah’ı dikkatle izler, nasıl istirahat, nasıl seyahat ettiğini takip ederlerdi. Gece mola verdiğinde sağ yanı üzerine yatıp istirahat eden, sabaha yakın bir zamanda mola verildiğinde ise sağ dirseği üzerinde başını avucunun içine alarak yatmadan dinlenmeyi tercih ederlerdi. Bunu uykuya dalıp da sabah namazını geçirmemek için yaparlardı. [4]

 

966. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 “Gece yolculuğunu tercih ediniz. Zira geceleyin yeryüzü dürülür (rahat yolculuk yapılır).”[5]

 

* Gece yolculuğunda rahat yol alınır. Serinliğinden istifade edilir. Gündüz yolculuğuna nazaran gece daha az yorgunlukla daha uzun yol alınır ve yol adeta dürülmüş gibi olur ve kısalır. Kur’an’da da İsra: 17/1, Hûd: 11/81, Hıcr: 15/65, Taha: 20/77, Şuara: 26/52, Duhan: 44/23 ayetlerinde de geceleyin yol almaktan bahsedilip adeta tavsiye edilmiş oluyor. [6]

 

967. Ebû Sa’lebe el–Huşenî radıyallahu anh şöyle dedi:

“Sahâbîler bir yerde konakladılar mı, dere boylarına ve dağ yollarına dağılırlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem;

– “Sizin bu şekilde dağ yollarına ve dere boylarına dağılmanız şeytandandır!” buyurdu.

O günden sonra sahâbîler, konakladıkları yerlerde birbirlerinden hiç ayrılmadılar.[7]

 

* Yolcuların merkezi denetim ve yönetimi zorlaştıracak şekilde dağılmaları ve disiplinsiz olmaları şeytanın istediği bir durumdur. Peygamber uyarmış ashab da uymuşlardır. [8]

 

968. Rıdvân Bey’atinde bulunanlardan olup İbnü’l–Hanzaliyye diye bilinen Sehl İbni Amr – veya Sehl İbni Rebî’ İbni Amr el–Ensârî– radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem karnı sırtına yapışmış (böğürleri göçmüş) bir devenin yanından geçti ve:

– “Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun! Besili olarak binin, besili olarak kesip yiyin!” buyurdu.[9]

 

969. Ebû Ca’fer Abdullah İbni Ca’fer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün beni terkisine bindirdi ve hiçbir kimseye söylemeyeceğim bir sır verdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdest bozacağı zaman gizlenmek için en beğendiği yer kum tepesi veya hurma bahçesi idi.[10]

 

* Konuşamayan, ağzı dili olmayan hayvanlara şefkatle davranılması ne güzeldir. Hiçbir dinde ve hiçbir liderde bulunmayan şefkat ve merhamet örneği... Ayrıca susuzluktan ölmek üzere olan bir hayvana su veren fahişenin bağışlandığını, aç bırakılarak öldürülen bir kedi yüzünden cehennemlik olan bir kadın da bu konunun çarpıcı örneklerindendir.

Her canlıya iyi davranılması emredilen dinimizde, çevre bakanlığı, hayvan sevenler dernekleri kurmaya hiç gerek yoktur. Çünkü İslam toplumu gerçekten her canlıya merhametli olan bir toplumdur. Tüm hayvanlar gibi bilhassa eti yenen ve binilerek kullanılan hayvanlara daha iyi bakıp besili ve semiz olmalarına özen göstermek gerekir. Binmeye ya da kesilip yenmeye elverişli hale gelmeyen hayvanlardan yararlanmamalıdır.  Hayvanları güçleri yetmeyecek işlerde kullanmak Allah’ın gazabını ve peygamberimizin de hoş karşılamadığını bu hadis bize gösteriyor. [11]

 

970. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan namaza durmazdık.[12]

 

* Hayvanlara acımak ve şefkat göstermek namaz kılmaktan önce zikredildiğine göre, böyle yapılınca kişinin namazdaki huzur ve huşusu da artar ve daha sağlıklı namaz kılınmış olur. Müslümanın namazına önem verdiği kadar konuşup derdini anlatamayan hayvanları da rahatlatmaya önem verdiğini öğrenmiş oluyoruz. [13]


 


[1] Müslim, İmâre 178. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 57; Tirmizî, Edeb 75.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.

[3] Müslim, Mesâcid 313.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.

[5] Ebû Dâvûd, Cihâd 57.

[6] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.

[7] Ebû Dâvûd, Cihâd 88.

[8] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 287.

[9] Ebû Dâvûd, Cihâd 44.

[10] Müslim, Hayz 79, Fezâilü’s–sahâbe 68.

[11] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 287.

[12] Ebû Dâvûd, Cihâd 44.

[13] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 287.

169) Yol Arkadaşına Yardım Etmek

 

(Bu konuyla ilgili pek çok hadis önceki 956-968 arasındaki hadislerde geçmişti.) [1]

 

971. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi:

Hz. Peygamber ile bir yolculukta bulunuyorken devesi üzerinde bir adam çıkageldi. Sağına soluna bakınmaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Yanında fazla binek hayvanı olan, hayvanı olmayana versin. Fazla azığı olan da azığı olmayana versin!” diyerek hemen hemen her çeşit malı saydı. Öyle ki biz, hiçbir malın fazlasında, bizden hiçbirimizin hakkı olmadığı düşüncesine kapıldık.[2]

 

972. Câbir radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gazveye çıkacağı zaman:

– “Ey muhacirler ve ensar topluluğu! Malı ve akrabası olmayan kardeşleriniz vardır. Her biriniz onlardan iki veya üç kişiyi yanına alsın” buyurdu.

Aslında bizlerin de ancak bir kişi ile nöbetleşecek devemiz vardı. (Câbir) dedi ki, “Ben nöbetleşe binmek üzere iki (veya üç) kişi aldım. Benim de ancak onlardan biri gibi deveme nöbetleşe binme hakkım vardı.”[3]

 

* Yolculuk, binit ve azık konusunda insan belki de pek cimri davranacağı bir ortama girmiş sayılır. Peygamberimiz bu yüzden iyilik ve fedakarlık yapmak gerektiğine ısrarla işaret etmiştir. [4]

 

973. Yine Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuk esnasında arkadan yürür, yürümekte güçlük çeken, kimseleri terkisine bindirir ve onlara dua ederdi.[5]

 

* Sevgili peygamberimiz, ashab ve ümmetine neyi tavsiye etmişse onu önce kendisi uygulamıştır. Yapmadığı şeyleri hiçbir şekilde tavsiye etmemiştir. Çünkü o, yaşanan bir hayatın örneği ve önderi idi. Böylece Rasûlullah’ın şefkat ve duasının insanlarla sınırlı kalmadığı hayvanları bile kapsadığı ortaya çıkıyor. [6]


 


[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 288.

[2] Müslim, Lukata 18. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 32.

566’da geçmişti. Gerekli açıklama orada verildi.

[3] Ebû Dâvûd, Cihâd 34.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 288.

[5] Ebû Dâvûd, Cihâd 94.

[6] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 288.

170) Yola Çıkarken Yapılacak Dua (Yola Çıkmak Üzere Bineğine Binerken Okunacak Dua)

 

“Ve Allah bütün karşıt çiftleri de yaratandır ve bindiğiniz hayvanları ve gemileri de yaratan Odur ki böylece onların üzerlerine binip yerleşince Rabbinizin bunca nimetlerini hatırlayıp; bütün bunları bizim emrimize ve hizmetimize veren Allah ne yücedir, yoksa biz onu zaptedip kendimize yanaştıramazdık.” (Zuhruf: 43/12-13)

 

974. İbni Ömer radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç kere tekbir getirir sonra da şöyle dua ederdi:

“Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.”

Ey Allahım! Biz, bu yolculuğumuzda senden iyilik ve takvâ, bir de hoşnut olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz.

Ey Allahım! Bu yolculuğumuzu kolay kıl ve uzağını yakın et!

Ey Allahım! Seferde yardımcı, geride çoluk çoçuğu koruyucu sensin.

Ey Allahım! Yolculuğun zorluklarından, üzücü şeylerle karşılaşmaktan ve dönüşte malımızda, çoluk çocuğumuzda kötü haller görmekten sana sığınırım.”

Râvi diyor ki, Hz. Peygamber yolculuktan döndüğünde de aynı sözleri söyler ve onlara şu cümleleri de eklerdi:

“Biz yolculuktan dönen, tövbe eden, kulluk yapan ve Rabbimiz’e hamd eden kişileriz.”[1]

 

975. Abdullah İbni Sercis radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuğa çıkarken, “Yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, iyiyken kötü olmaktan, mazlumun bedduasından ve dönüşte mal ve çoluk çoçuğu kötü hallerde bulmaktan Allah’a sığınır”dı.[2]

 

976. Ali İbni Rebîa şöyle dedi:

Ali İbni Ebû Tâlib’i gördüm, binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca; ‘Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz’ dedi. Üç defa ‘el–Hamdülillah’, üç defa ‘Allahu ekber’ dedi. Sonra da ‘Ey Rabbim, seni tesbih ederim. Ben kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü senden başka günahı bağışlayacak kimse yoktur’ âyetini okudu ve güldü.

Bunun üzerine,

– Ey mü’minlerin emiri! Niçin güldün? dediler. O da şu cevabı verdi:

– Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in, benim yaptığım gibi yaptığını ve benim güldüğüm gibi güldüğünü görmüş ve ‘Niçin güldün ey Allah’ın Resülü?’ diye sormuştum.

– “Yüce Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kulundan hoşnut olur,” buyurmuştu.[3]

 

* Her işimizde olduğu gibi yolculukta da nasıl dua edeceğimizi, nelerden Allah’a sığınacağımızı bize Rasûlullah böylece öğretmiştir. Biz de yolculuklara çıkarken bu duaları yaparak bu sünneti yaşatabiliriz. [4]


 


[1] Müslim, Hac 425. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihad 72; Tirmizî, Daavât 45–46.

[2] Müslim, Hac 426. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 41; Nesâî, İsti’âze 41–42; İbni Mâce, Dua 30.

[3] Ebû Dâvûd, Cihâd 74; Tirmizî, Daavât 46.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 289.

171) Yolculukta Tekbir Ve Tesbih

(Yolcunun Tepelere Ve Benzeri Yüksek Yerlere Çıktıkca Allahüekber, Vadilere Ve Benzeri Düz Yerlere İndikce Sübhânellah Demesi, Tekbir Ve Tesbih Getirirken Yüksek Sesle Bağırmaktan Kaçınması)

 

977. Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:

Biz (sahâbîler yolculukta) yokuş çıktığımızda Allahüekber; iniş indiğimizde de sübhânellah derdik.[1]

 

978. İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ile askerleri tepelere çıktıklarında Allahüekber derler, düzlüklere indiklerinde de sübhânellah diye tesbih ederlerdi.[2]

 

979. Yine İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem hac veya umreden dönerken her yokuş veya yüksek yere çıktığında üç kere “Allahüekber” der sonra:

– ‘Allah’tan başka ilâh yoktur, O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na hastır. O, her şeye gücü yetendir. Biz yolculuktan dönen, tövbe eden, kulluk yapan ve Rabbimiz‘e hamd eden kişileriz. Allah verdiği sözü yerine getirdi, kuluna yardım etti ve o toplulukları hezimete uğratıp perişan etti’ buyururdu.”[3]

 

980. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam Hz. Peygamber’e:

– Ey Allah’ın elçisi! Sefere çıkmak istiyorum, bana öğüt ver, dedi. Hz. Peygamber ona:

– “Allah’a karşı saygılı ol ve her tepeye çıktığında Allahü ekber de! buyurdu.

Adam gittikten sonra arkasından:

– “Allahım, ona uzakları yakın et ve bu seferi ona kolay kıl” diye dua etti.[4]

 

981. Ebû Musâ el–Eş’arî radıyallahu anh şöyle dedi:

Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik. Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu.[5]

 

* Yolculuklarda da tesbih = Subhanellah ve tekbir = Allahüekber demek bize belletilmiştir. Kişi her zaman ve her zeminde Allah hatırlanmalı ve fazla bağırıp çağırmamalıdır. Çünkü Allah bize şah damarımızdan daha yakındır. Bkz. Kaf: 50/16, Vakıa: 56/85. [6]


 


[1] Buhârî, Cihâd 132, 133. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 72.

[2] Ebû Dâvûd, Cihâd 72.

[3] Buhârî, Cihâd 158; Müslim, Hac 428.

[4] Tirmizî, Daavât 45; İbni Mâce, Cihâd 8

[5] Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9; Müslim, Zikr 44. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr 26.

[6] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 290.

172) Yolculukta Dua Etmek

 

982. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Makbul olduğunda şüphe bulunmayan üç dua vardır:

Mazlumun duası; misafirin duası; babanın çocuğuna duası.”[1]

 

* Yolcu nerede olursa olsun garib ve mazlum gibidir. Dolayısıyla duası makbul olan kimselerdendir. Misafirlikte ve yolculukta yapılacak dualarda dikkatli davranmak lazımdır. [2]


 


[1] Ebû Dâvûd, Vitr 29; Tirmizî, Birr 7, Daavât 47. Ayrıca bk. İbni Mâce, Dua 11.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 290.

173) Korku Anında Yapılacak Dua (Bir Kimsenin Yolculukta İnsanlardan Ya Da Başkalarından Korktuğu Zaman Yapacağı Dua)

 

983. Ebû Musâ el–Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir topluluktan kuşkulandığı zaman şöyle dua ederdi:

– “Allahım! Senden, onların önünü kesmeni istiyoruz. Onların verecekleri zarardan sana sığınıyoruz”.[1]

 

* Herhangi bir toplumdan korkan kimse onların zararından kuşkulandığı takdirde Allah’a dua edip, Allah’a sığınması sünnettir. Peygamberimiz bile bazan kuşkulanır ve korku duyardı. Onun da insânî yönü korkmaya müsaittir. [2]


 


[1] Ebû Dâvûd, Vitr 30.

1328’de tekrar gelecektir.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 290.

174) Konaklama Duası (Yolcunun Bir Yerde Konakladığı Zaman Yapacağı Dua)

 

984. Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim” dedi:

“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.”[1]

 

* Cahiliye döneminde insanlar bir yerde konakladıklarında o vadinin efendisi olan bir cinne sığınırlardı. (Cin: 72/6’da bahsedilir.) En güzel güvenlik sistemi Allah’a güvenmektir. Her zaman ondan yardım beklenmeli. [2]

 

985. İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta iken gece olunca şöyle derdi:

– “Ey yeryüzü! Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır. Senin ve sendekilerin şerrinden, sende yaratılanların ve üzerinde dolaşıp duranların şerrinden Allah’a sığınırım. Arslanın, büyük yılanın, (öteki) yılan ve akreplerin şerrinden, burada yaşayanların, doğuran ve doğanların şerrinden Allah’a sığınırım.”[3]

 

* Burada peygamberimiz yeryüzüne canlı varlık imiş gibi hitap etmektedir. Hud: 11/44’de de yeryüzüne ve gökyüzüne canlı varlık gibi hitap edilmiştir. Müslümanlar değişik zaman ve zeminlerde peygamberimizin yaptığı bu tür duaları yapmaları uygun olur. [4]


 


[1] Müslim, Zikir 54, 55. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 40.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 291.

[3] Ebû Dâvûd, Cihâd 75.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 291.

175) Çabuk Dönmek (Yolcunun, İşini Bitirdikten Sonra Ailesinin Yanına Dönmekte Acele Etmesi)

 

986. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yolculuk bir çeşit azâbtır. Doğru dürüst yiyip içmekten ve uyumaktan sizi alıkor. Herhangi biriniz işini bitirince, evine dönmekte acele etsin!.”[1]

 

* Yolculuk ne kadar konforlu vasıtalarla yapılsa bile yine de sıkıntı ve azap durumundadır. Günlük alışılagelmişin dışında olduğu için kişinin rahat ve huzuru kaçar, dolayısıyla bir an önce evine dönmesi uygundur. [2]


 


[1] Buhârî, Umre 19, Cihâd 136, Et’ime 30; Müslim, İmâre 179. Ayrıca bk. İbni Mâce, Menâsik 1.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 291.

176) Eve Gündüz Dönmek (Yolcunun, Evine Gündüz Dönmesi, Bir Zorunluluk Olmadıkça Gece Gelmemesi)

 

987. Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Uzun bir süre ailesinden ayrı kalan kimse, evine gece vakti ansızın gelmesin!”

Bir başka rivayette[1], Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yolculuktan dönen kimsenin evine geceleyin dönmesini yasakladı denilmektedir.[2]

 

988. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuktan döndüğü zaman evine gece girmezdi. Kuşluk vakti veya akşam üstü gelirdi.[3]

 

* Haber verilme imkanı olmayan yerlerde gündüz gelmek suretiyle evdekilerin şeklen ve ruhen hazırlanmaları ve eve çeki düzen vermeleri uygundur. Belki de uygunsuz ve sürpriz bir durumla da karşılaşılabilir. Uzun yolculuklarla duygusal olarak kırılmış ve soğumuş olan hanımın yeniden sıcak aile ortamını hazırlaması önceden bilgilendirmekle ve haber vermekle toparlanma zamanı olan gündüz saatlerinde eve gelmesine bağlıdır. [4]


 


[1] Müslim, İmâre 184.

[2] Buhârî, Nikâh 130, Umre 16; Müslim, İmâre 183. Ayrıca bk. Tirmizî, İsti’zân 19.

[3] Buhârî, Umre 15; Müslim, İmâre 180.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 292.

177) Yolcunun Dönüşte Söyleyeceği Söz (Yolcunun Yolculuktan Dönüp Memleketini Gördüğü Zaman Söyleyeceği Söz)

 

989. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in maiyyetinde (bir seferden) dönüyorduk. Medine’yi görebilecek bir yere gelince Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şunları söyledi:

“Yolculuktan dönüyor, tövbe ediyor, kulluk yapıyor ve Rabbimiz’e hamdediyoruz.”

Hz. Peygamber bu sözleri Medine’ye gelinceye kadar söylemeye devam etti.[1]

 

* Rasûlullah (s.a.v.)’in her türlü yolculuktan –ki bunların pek çoğu savaş idi- dönüşte ve yolculuğa çıkarken ve yolculuk esnasında savaş esnasında Allah’a sığınmak, tevbe ve istiğfar edip sadece Allah’a olan kulluğunu ortaya koymaları adetleri idi. Yaptığı dualarla bu durum bugün bizlere kadar nakledilmiştir. Bu da demektir ki kulluk sürekli olacaktır. Hazarda, seferde, savaşta, barışta her zaman ve her yerde kulluk şuuru ve sorumluluğu altında bulunmalıyız. [2]


 


[1] Müslim, Hac 429. Ayrıca bk. Buhârî, Umre 12, Cihâd 133, 197, Meğâzî 29, Daavât 53; Ebû Dâvûd, Cihâd 72, 158; Tirmizî, Hac 102, Daavât 42, 46.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 292.

178) Yoldan Dönüşte Mescide Uğramak (Yolculuktan Dönen Kişinin Doğruca En Yakın Mescide Gidip Orada İki Rek’at Namaz Kılması)

 

990. Kab İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir yolculuktan döndüğü zaman ilk iş olarak mescide uğrar ve iki rek’at namaz kılardı.[1]

 

* Böylece hem Medine’de kalan müslümanların hoş geldiniz demesine fırsat vermiş olurdu, hem de müslümanların görülecek bir işi ve dâvâsı varsa onu da halletmiş olurdu. Böylece kıldığı namazla da döndüğü seferden sağ salim geldiği için şükretmiş de olurdu. [2]


 


[1] Buhârî, Meğâzî 79; Müslim, Tevbe 53. Ayrıca bk. Ebû Davûd, Cihâd 166.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 292.

179) Kadının Yolculuk Yapması (Kadın İçin Tek Başına Yolculuk Yapma Yasağı)

 

991. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’a ve âhiret gününe inanmış bir kadının, yanında, kendisiyle evlenmesi haram olan bir yakını bulunmadan bir gün–bir gecelik yolculuğa çıkması helâl değildir.”[1]

 

* Bir kadın yanında kocası, oğlu, kardeşi veya akrabasından nikahlanması haram olan birisi olmaksızın yolculuğa çıkması haramdır. Bu günkü modern vasıtalarla bile olsa bu hüküm geçerliliğini kaybetmemiştir. Kıyamete kadar her şartta geçerlidir. Bu kadının seyahat hakkını kısıtlama değildir. Bizzat onu her türlü fitne, fesat ve sıkıntılardan ve tehlikelerden korumak için tedbir almak demektir. [2]

 

992. İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Bir erkek, yanında mahremi olmayan kadınla yalnız kalmasın; hiçbir kadın da yanında mahremi bulunmaksızın (tek başına) yolculuğa çıkmasın” buyurdu. Bunun üzerine bir sahâbî:

– Ey Allah’ın Resulü! Karım hac için yola çıkmak üzere, ben de falanca savaşa katılmak için yazıldım” dedi.

Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Git, karınla birlikte haccet!” buyurdu.[3]

 

* Bir erkeğin kendisine nikahı helal ve mümkün olan bir kadınla tek başına bir arada kalması haramdır, yasaktır. Bu kısıtlama kadının ırzı ve iffetini korumaya yönelik bir tedbirdir. Bir başka hadiste “Üçüncüleri şeytandır” denilmek suretiyle bu tedbirli adım ve hareket tarzı ortaya konmuş oluyor.

Her düşenin bir kapanı bulunacağı gerçeğini de dikkatlerden uzak tutmamak gerekir. Bu hadis kişinin karısını hacca götürmesi farz olan cihaddan daha önemli bir iş olduğunu bize bildirmektedir. İslam getirdiği esaslarla hayatın her kademesini güvence altına almıştır. İnsanlar hanımlarını yalnız başına yolculuğa bırakmamak için baştan fedakarlık göstermeliler ki sonradan pişmanlık duyacak bir şeyle karşı karşıya kalmamış olsunlar. Bu gün müslümanlar bu işlere daha çok dikkat etmek  mecburiyetindedirler. Taksi, dolmuş, servis, asansörler ve sekreterlik müessesesiyle okullarda ve resmi dairelerde özel duman odaları ve öğretmenler odası gibi yerlerde daha fazla dikkat edilecek yerler cümlesindendir. [4]


 


[1] Buhârî, Taksîr 4, Mescidu Mekke 6, Sayd 26, Savm 67; Müslim, Hac 423; Ebû Dâvûd, Menâsik 2; Tirmizî, Rada’ 10; İbni Mâce, Menâsik 7.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 292.

[3] Buhârî, Nikâh 111, Cihâd 140; Müslim, Hac 424.

Kısa şekli 1631’de gelecektir.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 293.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
1297 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın